Çocuklarda yeme bozuklukları ve obezite tehlikesi artıyor. Uzmanlar, bu durumların altında yatan psikolojik nedenleri ve yaşam tarzı değişikliklerinin önemini vurguluyor.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanları, çocuk ve ergenlerde artan yeme bozuklukları ve obezite tehlikesine dikkat çekti. Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, bu durumların ardındaki psikolojik süreçlerin incelenmesi gerektiğini vurguladı. Bozulan yeme alışkanlıklarının çocuk gelişimini tehdit ettiğini belirten Vatansever, sağlıksız beslenmenin hormonal dengeyi bozarak erken ergenliğe yol açabileceğini ifade etti. Ergenlik belirtilerinin erken yaşlarda görülmesinin çocuklar için travmatik olabileceğini ekledi.
Uzman Psikolog Vatansever, çocukların sıklıkla bedensel kısıtlılıklar ve sosyal zorbalıklardan şikayetçi olduğunu dile getirdi. Çocuğun kilosuyla ilgili yaşadığı rahatsızlığın temelinde akran zorbalığı ve öz şefkat kaybının yattığını belirtti. Vatansever, duygusal sorun yaşayan çocuklara kilonun bir sonuç olduğunu fark ettirmeye çalıştıklarını söyledi. Koşulsuz sevgi ve kabul gören çocuklarda beden imajı sorunları yaşanmadığını, ancak koşullu kabul görenlerde yeme bozukluklarının baş gösterdiğini vurguladı.
Yanlış kurgulanmış yaşam düzeninin aşırı kilo alımı veya kaybına neden olduğunu belirten Vatansever, uyku sorunu, denetlenemeyen ekran süresi ve aşırı paketli gıda tüketiminin bu tabloda rol oynadığını anlattı. Tedavide doğrudan kilo hedeflemesi yerine uyku düzenini sağlama, melatonin hormonunun önemini anlatma ve ekran süresini kısıtlama gibi yöntemlerin uygulandığını belirtti. Tedavi sürecinin yaş gruplarına göre farklılık gösterdiğini ekledi.
SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Aliye Güç ise klinikte en sık karşılaştıkları yeme bozukluğu tablosunun obezite olduğunu söyledi. Pandemi sonrası evde geçirilen sürenin artması, fiziksel aktivitenin azalması ve online yemek uygulamalarının yaygınlaşmasının fast food ve paketli gıdaya erişimi kolaylaştırdığını ifade etti.
Güç, sağlıklı beslenmenin geçici bir diyet listesi değil, sürdürülebilir bir yaşam tarzı olduğunu vurguladı. İnternetteki bilimsel temeli olmayan vaatlerin motivasyon kaybına yol açtığını belirtti. Stres, okul temposu, yetersiz su tüketimi ve uykusuzluğun kilo vermeyi zorlaştırdığını ekledi. Çocukların ebeveynlerini rol model aldığını ve bu nedenle anne babaların iyi birer örnek olması gerektiğini söyledi. Akran zorbalığının yoğun yaşandığı ergenlik döneminde beden algısının kırılganlaştığını, daha küçük yaşlarda ise abur cubur tüketiminin obeziteyi tetiklediğini belirtti.
Beslenme planlarının çocuklarla konuşularak, sevdikleri besinleri dahil ederek hazırlandığını belirten Güç, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi doğrultusunda haftalık yarım ila 1 kilo arasında kayıp hedeflediklerini açıkladı.
Yorum Yap