lösev
Eda YÜKSEL
Köşe Yazarı
Eda YÜKSEL
 

Havva Anan dünkü çocuk sayılır!

AHMED ARİF’E RAHMETLE Memleket sevdalısı; doğu insanın gür sesidir. Toplumcu gerçekçi şiir anlayışına bağlıdır. Tüm çocukluğu boyunca aşiret kavgalarına tanıklık etmiştir. Yalnızlığı, aşkı, umudu, hapishaneyi, yitirilmişliği onun şiirlerinde gördük. Her şair arkasında kendi yaşantısından izler bırakır. Onun ‘’33 Kurşunu’’ şiiri tutuklanmasına neden olmuştur. Hapishanelerde yatmıştır. Mısralarında öfkesini, sitemini görmek mümkündür. Anadolu’ya hep aşkla bakmıştır.  ‘’Anadolu’’ şiiri memleket sevdalısı olduğunu gösteriyordu. ‘’Beşikler vermişim Nuh’a, Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır. Anadolu’yum ben Tanıyor musun?’’ Şiir dili günümüzde de taze olan şairimizin hayattan yana şansı gülmese de sevdadan yana yüzü gülmüş müydü peki? Şairin, ünlü romancı Leyla Erbil’e platonik aşkı olduğu söylenir. Leyla Erbil’in de gönlünün var gibi olduğu söylenmektedir. Bu durum sürgün yıllarında yazdığı aşk mektuplarından anlaşılmıştır. Mektuplardan birinde; “Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum. Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş… Hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Şiirlerinden birinde ise Erbil’ e şöyle seslenmekte idi; Gitmek, Gözlerinde gitmek sürgüne. Yatmak, Gözlerinde yatmak zindanı Gözlerin hani? Leyla Erbil’den ise ona  ‘’Üç Başlı Ejderha’’ kitabında yanıt veriyordu.  “Gözleri oğlumun gözleri Gözlerinde bulurdum can tılsımını, Gözlerin hani?’’   Yine de bu aşkın geleceği yoktu. Hapisten çıkmış, işkencelere maruz kalmış, işinden ekmeğinden olmuştur. Leyla Erbil nitekim o dönem Ahmed Arif’i hayata bağlayan bir imge olmuştur. Ankara’ya döndükten sonra ikisi arasındaki mektuplaşma kesilir. Ahmed Arif son mektubu 10 Mayıs 1977’de yazıyor. Bu mektubun teşekkür mektubu olduğu bilinmektedir. Hayattan yana şansı gülmeyen şairin sevdadan yana da şansı gülmemişti. Ahmed Arif 1967 yılında Aynur Hanım ile evlendi ve 1972 yılında oğlu Filinta doğdu.  İkinci kitabı sorulunca şu cevabı verir. ‘’Yazmıyorum belki başıma yeni bir dert açılır diye. Yazıyorum şiir ama aklımda demiştir.’’ 2 Haziran 1991 yılında kalp yetmezliğinden aramızdan ayrılmıştır. Geriye ise şiirimize çarpıcı imgelerle zenginlik katan tek şiir kitabı olan ‘’Hasretinden Prangalar Eskittim ‘’kalmıştır. Şiirleri kuşaktan kuşağa dolanan Ahmed Arif’in bugün ölüm yıl dönümü. Halkın şairini, rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun.  
Ekleme Tarihi: 02 Haziran 2020 - Salı

Havva Anan dünkü çocuk sayılır!

AHMED ARİF’E RAHMETLE

Memleket sevdalısı; doğu insanın gür sesidir. Toplumcu gerçekçi şiir anlayışına bağlıdır. Tüm çocukluğu boyunca aşiret kavgalarına tanıklık etmiştir. Yalnızlığı, aşkı, umudu, hapishaneyi, yitirilmişliği onun şiirlerinde gördük. Her şair arkasında kendi yaşantısından izler bırakır. Onun ‘’33 Kurşunu’’ şiiri tutuklanmasına neden olmuştur. Hapishanelerde yatmıştır. Mısralarında öfkesini, sitemini görmek mümkündür. Anadolu’ya hep aşkla bakmıştır.  ‘’Anadolu’’ şiiri memleket sevdalısı olduğunu gösteriyordu.

‘’Beşikler vermişim Nuh’a,

Salıncaklar, hamaklar,

Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır.

Anadolu’yum ben

Tanıyor musun?’’

Şiir dili günümüzde de taze olan şairimizin hayattan yana şansı gülmese de sevdadan yana yüzü gülmüş müydü peki? Şairin, ünlü romancı Leyla Erbil’e platonik aşkı olduğu söylenir. Leyla Erbil’in de gönlünün var gibi olduğu söylenmektedir. Bu durum sürgün yıllarında yazdığı aşk mektuplarından anlaşılmıştır. Mektuplardan birinde;

“Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum. Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş… Hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun.

Şiirlerinden birinde ise Erbil’ e şöyle seslenmekte idi;

Gitmek,

Gözlerinde gitmek sürgüne.

Yatmak,

Gözlerinde yatmak zindanı

Gözlerin hani?

Leyla Erbil’den ise ona  ‘’Üç Başlı Ejderha’’ kitabında yanıt veriyordu.

 “Gözleri oğlumun gözleri

Gözlerinde bulurdum can tılsımını,

Gözlerin hani?’’

 

Yine de bu aşkın geleceği yoktu. Hapisten çıkmış, işkencelere maruz kalmış, işinden

ekmeğinden olmuştur. Leyla Erbil nitekim o dönem Ahmed Arif’i hayata bağlayan bir imge olmuştur. Ankara’ya döndükten sonra ikisi arasındaki mektuplaşma kesilir. Ahmed Arif son mektubu 10 Mayıs
1977’de yazıyor. Bu mektubun teşekkür mektubu olduğu bilinmektedir. Hayattan yana şansı gülmeyen şairin sevdadan yana da şansı gülmemişti.

Ahmed Arif 1967 yılında Aynur Hanım ile evlendi ve 1972 yılında oğlu Filinta doğdu. 

İkinci kitabı sorulunca şu cevabı verir. ‘’Yazmıyorum belki başıma yeni bir dert açılır diye. Yazıyorum şiir ama aklımda demiştir.’’

2 Haziran 1991 yılında kalp yetmezliğinden aramızdan ayrılmıştır. Geriye ise şiirimize çarpıcı imgelerle zenginlik katan tek şiir kitabı olan ‘’Hasretinden Prangalar Eskittim ‘’kalmıştır. Şiirleri kuşaktan kuşağa dolanan Ahmed Arif’in bugün ölüm yıl dönümü. Halkın şairini, rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersinblokhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.