Prof. Dr. İbrahim Ziyal, baş ağrısı ve bulantı gibi yaygın şikayetlerin beyin tümörlerinin erken sinyali olabileceğini belirtiyor. Hangi belirtiler önemli?
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ziyal, baş ağrısı, mide bulantısı ve güçsüzlük gibi yaygın şikayetlerin bazı durumlarda beyin tümörlerinin ilk sinyali olabileceği konusunda uyardı. Prof. Dr. Ziyal, bu belirtilerin sıklıkla basit nedenlere bağlı olsa da, belirli karakteristik özellikler taşıdığında ciddi hastalıkları işaret edebileceğini belirtti. Özellikle geçmeyen ve giderek artan baş ağrısı ile sabahları belirginleşen bulantı ve kusmanın değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. İbrahim Ziyal, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla tümörlerin oluştuğunu açıkladı. Tümörler genel olarak iyi huylu veya kötü huylu olarak sınıflandırılmaktadır. Beyin tümörleri her yaş grubunda görülebilirken, bebek ve çocuklarda doğuştan, yaş ilerledikçe ise sonradan gelişen tipler ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle hipofiz adenomu gibi hormonal tümörler, kadınlarda daha erken belirti verdiğinden tanı süreci hızlanmaktadır. Ailede birinci derece bireylerde beyin tümörü öyküsü bulunması da bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.
Prof. Dr. Ziyal, beyin tümörlerinin belirtilerinin tümörün beynin hangi bölgesinde yer aldığına göre değiştiğini ifade etti. Beyin kapalı bir yapı içinde bulunduğu için anormal büyüyen oluşumlar zamanla beyin dokusuna bası yapar. Bu durumun en sık karşılaşılan belirtisi baş ağrısıdır.
Uzman isim, geçmeyen ve giderek artan baş ağrısı, özellikle sabahları belirginleşen bulantı ve kusma gibi şikayetlerin önemine dikkat çekti. Kol veya bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, epilepsi nöbeti ve görme bozukluğu da beyin tümörleriyle ilişkilendirilebilen belirtiler arasında yer alıyor. Dengesizlik, el ve ayaklarda büyüme, işitme azalması, yutma güçlüğü ile kişilik ve davranış değişiklikleri de gözlemlenebilir.
Prof. Dr. İbrahim Ziyal, baş ağrısının karakterinin ayırıcı tanıda kritik olduğunu belirtti. Sürekli, tüm başa yayılan ve özellikle sabah bulantı ve kusma ile birlikte görülen baş ağrıları dikkatle değerlendirilmelidir. Bazen başka bir nedenle çekilen beyin MR’ında tümör tesadüfen saptanabilir; bu nedenle ayrıntılı nörolojik muayene büyük önem taşır.
Migrende ağrı çoğunlukla başın bir yarısında hissedilir ve tetikleyicilerle ortaya çıkar. Sinüzitte ağrı alın ve yüz bölgesinde yoğunlaşırken ateşe eşlik edebilir. Beyin tümörlerinde ise ağrı genellikle yaygın ve baskı tarzındadır. Gerekli durumlarda tomografi ve ilaçlı beyin MR’ı tanı için yol göstericidir.
Beyin tümörlerinde tanı süreci hastanın şikayetleri ve nörolojik muayene ile başlar. Çoğu zaman ilaçlı beyin MR’ı ile tanı netleşmektedir. Bazı durumlarda anjiyografi gibi ek incelemeler gerekebilir. Ameliyat öncesinde tümörün özelliklerini değerlendirmek için ileri tekniklerden yararlanılmaktadır.
Tedavide temel yöntem cerrahidir. Amaç, tümörün mümkün olan en güvenli şekilde tamamen çıkarılmasıdır. Ancak bazı hassas bölgelerde küçük bir kısmı bırakılabilir. Gerekli durumlarda radyoterapi veya kemoterapi uygulanır. Günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yöntemler ile ileri teknolojiler cerrahinin güvenliğini artırmaktadır. Bazı hastalarda radyocerrahi de uygulanabilir.
Prof. Dr. Ziyal, her beyin tümörünün kötü huylu olmadığını vurguladı. Tamamen çıkarılan ve iyi huylu olan birçok hasta ek tedaviye ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürebilir. Ancak alışılmışın dışında, giderek artan ve nörolojik belirtilerle birlikte görülen şikayetlerde vakit kaybetmeden uzmana başvurmak erken tanı açısından hayati önem taşır.
Beyin sağlığını korumak için günlük yaşam alışkanlıklarının önemi büyüktür. Düzenli kitap okumak, zihni aktif tutan aktiviteler yapmak, tempolu yürüyüş, yeterli uyku ve dengeli beslenme beyin sağlığına katkı sağlar. Omega-3 açısından zengin besinler tüketilmeli, sigaradan uzak durulmalı ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.
Yorum Yap