Kilo vermenin ve korumanın zorluğu, Prof. Dr. Barış Öztürk’ün açıkladığı “metabolik hafıza” kavramıyla yeni bir boyut kazanıyor. Vücut, geçmişi hatırlıyor.
Metabolizma bilimci Prof. Dr. Barış Öztürk, kilo vermenin ve verilen kiloyu korumanın zorluğunu “metabolik hafıza” kavramıyla açıkladı. Vücudun geçmiş metabolik koşulları hücresel düzeyde kaydederek kalıcı biyolojik izler bıraktığını belirten Öztürk, metabolizmanın yalnızca kalori giriş-çıkışına değil, aynı zamanda geçmiş deneyimlere de tepki verdiğini vurguladı. Bu yeni bilimsel yaklaşım, kilo yönetimine dair geleneksel anlayışı değiştirecek nitelikte.
Prof. Dr. Öztürk, metabolik hafızanın, uzun süreli kilo artışı, kronik inflamasyon veya yüksek kan şekeri dönemleri gibi durumların hücrelerde kalıcı izler bıraktığını ifade etti. Bu izlerin, metabolizmanın gelecekteki davranışlarını şekillendirdiğini ve vücudun sadece anlık beslenmeye değil, metabolik geçmişe de yanıt verdiğini belirtti. Diyabet araştırmalarında ortaya çıkan bu fikir, erken dönemde metabolik kontrol sağlayan bireylerin yıllar sonra daha az komplikasyon yaşadığını göstermişti.
Araştırmalar, metabolik hafızanın diyabetle sınırlı kalmayıp metabolizmanın birçok yönünü etkilediğini gösteriyor. Epigenetik çalışmalar, hücrelerin geçmiş metabolik streslere göre gen ifade biçimlerini değiştirdiğini ortaya koydu. Beslenme alışkanlıkları, inflamasyon ve hormonal dengesizlikler gibi faktörler, yıllarca kalıcı olabilen biyolojik izler bırakıyor. Bu durum, kilo vermekte ve verilen kiloyu korumakta yaşanan güçlüklerin biyolojik süreçlerle ilişkili olduğunu gözler önüne seriyor.
Prof. Dr. Öztürk, kilo verildikten sonra bile hücresel değişimlerin tamamen ortadan kalkmadığını, bu durumun metabolizmanın geçmişteki durumları hatırladığını gösterdiğini aktardı. Birçok araştırmacıya göre kalori hesaplamalarına dayalı klasik diyet yaklaşımı, metabolizmayı açıklamakta yetersiz kalıyor. Metabolizma sadece enerji matematiği değil, aynı zamanda inflamasyon sinyallerine yanıt veren kompleks bir biyolojik ağ olarak değerlendiriliyor.
Histaminin, bağışıklık sistemi ve inflamasyon süreçlerinde önemli bir biyolojik molekül olduğunu söyleyen Öztürk, modern beslenmede histamin yükünün arttığını vurguladı. Fermente gıdalar, işlenmiş ürünler ve bazı katkı maddelerinin histamin birikimine yol açtığını; bunun da kronik inflamasyonu tetikleyip metabolik dengeyi bozduğunu ifade etti. Bu bağlamda Ketomiks diyet sisteminin, metabolizmayı sadece kalori üzerinden değil; inflamasyon yükü, histamin dengesi ve bağ doku sağlığı gibi faktörlerle bütüncül ele aldığını kaydetti.
Ketomiks yaklaşımının amacının sadece kilo kaybı olmadığını, metabolizmanın yeniden dengelenmesi ve inflamasyonun azaltılması olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, histamin yükünü dikkate alan beslenme stratejilerinin önemine dikkat çekti. Metabolik sorunların temelinde kronik inflamasyon ve bağışıklık sistemi aktivasyonunun yer aldığını dile getirdi. Metabolizma biliminin artık metabolik hafızanın gerçekliğini kabul ettiğini ve vücudun geçmiş deneyimlerin izlerini taşıyan, öğrenen bir biyolojik yapı olduğunu ekledi.
Öztürk, Ketomiks Diyet sisteminin, metabolizmayı inflamasyon, histamin yükü ve metabolik adaptasyon üzerinden ele alarak bu yeni bilimsel bakış açısıyla örtüştüğünü söyledi. Bu yaklaşımın, metabolik biyolojik dengeyi yeniden kurmayı hedefleyen bütüncül bir yaşam modeli sunduğunu belirtti. Artık meselenin sadece kilo vermek değil, metabolizmayı yeniden eğitmek ve metabolik hafızayı doğru yönde programlamak olduğunu vurguladı.
Yorum Yap