Uzmanlar, kanser hastalarının doktorlarına danışmadan bitkisel çay ve takviyeler kullanmaması uyarısı yaptı. Yönetmelikle tıbbi bitki çayları artık sadece eczanelerde satılacak.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burak Şakar ve Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Köse, kanser hastalarının tedavi süreçlerinde doktorlarına danışmadan bitkisel ürün veya takviye kullanmamaları gerektiğini vurguladı. Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle tıbbi bitki çaylarının yalnızca eczanelerde satılacağı açıklanırken, uzmanlar bu ürünlerin kemoterapi ile etkileşime girebileceği konusunda hastaları uyardı.
Prof. Dr. Burak Şakar, bazı bitkisel ürünlerin kemoterapi ile ciddi etkileşimler yaratabileceğini belirtti. Bu tür ürünlerin karaciğerde bozukluklara, yetmezliklere ve hatta siroza yol açabileceğini ifade eden Şakar, hastaların bu ürünleri kendi başlarına kesinlikle kullanmaması gerektiğini söyledi. Kanser tedavisinde beslenmenin önemine de değinen Şakar, obezite, kötü beslenme, sigara ve hareketsiz yaşamın kanser riskini artırdığını hatırlattı.
Erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayan Prof. Dr. Şakar, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği tarama testlerinin önemine dikkat çekti. Meme kanseri için 40 yaşından itibaren yıllık mamografi, kolon kanseri için 45 yaşından itibaren kolonoskopi ve rahim ağzı kanseri taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Hastaların tarama testlerinden korkmaması gerektiğini, geç kalmanın geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceğini ekledi.
Prof. Dr. Mehmet Faruk Köse, kadınlarda meme kanserinin yanı sıra rahim içi zarı ve yumurtalık kanserlerinin de önemli olduğunu dile getirdi. Rahim ağzı kanserinin erken evrede belirti vermeyebileceğini, ancak akıntı, bacak ağrısı veya kanama gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalığın ilerlemiş olabileceğini söyledi. Düzensiz ve şiddetli adet kanamaları ile menopoz sonrası kanamaların mutlaka doktor kontrolüne girmesi gerektiğini belirtti. Yumurtalık kanserinin ise bazen 6 ay gibi kısa sürede yaygınlaşabildiğini ifade etti.
Türkiye’de kadınların yalnızca yüzde 10’unun düzenli jinekolojik muayene yaptırdığını belirten Prof. Dr. Köse, bu durumun kanser tedavisinde kanıta dayalı olmayan yöntemlere yönelmeye neden olabildiğini gözlemlediklerini söyledi. Hastaların, doktorlarının önerdiği kemoterapi veya radyoterapi gibi tedavileri aksatmadan uygulamaları gerektiğini vurguladı.
Yorum Yap