Prof. Dr. Muhammed Keskin, kalp sağlığı için kritik beslenme önerilerini paylaştı. Ketojenik diyet, kırmızı et, turşu ve tereyağı gibi gıdaların risklerini ve yumurta tüketiminin sınırlarını açıkladı.
Kalp ve damar sağlığını korumak için beslenme düzeni kritik önem taşırken, bazı gıdaların tüketimi konusunda uzman görüşleri merak ediliyor. Prof. Dr. Muhammed Keskin, ketojenik diyet, kırmızı et, yumurta, turşu, kaya tuzu ve tereyağı gibi besinlerin kalp hastaları üzerindeki etkilerini ve dikkat edilmesi gereken noktaları detaylandırdı.
Prof. Dr. Keskin, ketojenik diyetin uzun vadede kardiyovasküler riski artırdığını belirtti. Diyetin kalori alımından bağımsız olarak, doymuş yağın fazla tüketiminin kalp damar hastalıklarının sıklığını yükselttiğini vurguladı. Karbonhidratın kısıtlanıp doymuş yağ tüketiminin artmasıyla ApoB seviyeleri, inflamatuvar belirteçler ve kötü kolesterolde artış gözlemlendiğini söyledi. Bu durumun damarlarda plak oluşumu riskini de yükselttiğini ekledi.
Kırmızı etin ise tamamen yasak olmadığını ancak fazla tüketiminin yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle hem kolon kanseri hem de kardiyovasküler riskleri artırabileceğini ifade etti. Haftada iki öğün kırmızı et tüketiminin önerilebileceğini, ancak balık ve beyaz etin de alternatif olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
Yumurta tüketimi konusundaki eski yaklaşımların değiştiğini belirten Prof. Dr. Keskin, günde bir adet yumurtanın genel sağlık için uygun olduğunu, çoğu hastanın ise günde iki adet tüketebileceğini söyledi. Ancak ciddi lipit profili sorunları olan kişilerin yumurta tüketimini sınırlandırması gerektiğini ekledi.
Kalp hastalarının her gün turşu tüketmemesi gerektiğini vurgulayan Keskin, yüksek sodyum içeriğinin tansiyon ve kalp damar hastalıkları riskini artırdığını belirtti. Turşu tüketilecekse tuz oranının düşük olması gerektiğini ve tamamen sağlıklı bireylerin dahi aşırı tüketimden kaçınması gerektiğini ifade etti.
Tuzun kaynağının veya isminin fark etmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, kaya tuzu ve rafine tuz arasındaki farkın olmadığını, her tuzun sodyum klorür içerdiğini ve kalp hastalarının tuz tüketimini kısıtlaması gerektiğini söyledi.
Tereyağının köyde üretilmiş olsa dahi doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlandırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Keskin, ürünün doğal olmasının tek başına sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Aşırı tereyağı tüketiminin kardiyovasküler riskleri artırabileceğini ifade etti. Doymuş yağın fazlalığı durumunda riskin de arttığını sözlerine ekledi.
Limon-sarımsak kürü konusunda ise Prof. Dr. Keskin, bu kürün yapılmasına karşı olmadığını ancak damarları açma gibi tıbbi bir beklentiyle uygulanmaması gerektiğini belirtti. Kürün genel sağlık için faydalı bir alışkanlık olabileceğini ancak mucizevi etkiler yaratmayacağını ifade etti.
Yorum Yap